ölüm bazı ailelere hiç uğramaz.
o ailelerin çocukları ölümsüz olduklarını sanır.
bazı ailelerin evinin yolu hep mezarlığa düşer.
benim de ailemin hepsi toprağın altında ikamet ediyor.
ya da küçükken ananemin dediğine göre yerin çook üstünde.
gökyüzünde.
bundan sebep odamın duvarları masmavi.ve tavanda hep yıldız
çıkartmaları.
hani anne babası farklı milletlerden çocuklar olur ya.
onların iki dili vardır hani.
İşte benim de iki dilim, doğal olarak iki kimliğim, 2 yüzüm
varmış.
bunu fark ettiğimde zemheri ayına henüz erişmemiş, ama 22
yaşımı doldurmak üzereydim.
evden çıkmaz olmuş, aynalı odada -tam 22 tane- etamin
işlerdim.
ve kulağımda ananenim eski zaman masalları.
eski zaman dedimse, her şey aslında eskidir.
çünkü zaman bizim gibi pir-i faniler için münezzeh bir
mefhum değildir.
bir anımız bir anımızı tutmayabilir, ruhumuz her an yeni
alışkanlıklar edinebilir.
zira ruh akışkandır ve uçmasını çok iyi bilir.
işte bu hikaye ananemin son hikayesinin bir nüshası.
evvel zamanda ece yaren adında bir kız yaşarmış.
saçları küllü kızıl rengi.
Duvarları ve perdeleri hiç sevmezmiş. O yüzden camdan bir
şatoda tek başına yaşarmış.
Paşabahçe aslında bu şatodan ilhamla kurulmuşmuş.
-tabii o zamanlar tokilandler ve tokitürkler etrafta yokmuş,
herkesin kendine ait geniş arazileri varmış, ve insanlar mahremiyet hususunda
oldukça hassasmış.
Pervasızlığın doruklarında bi gençlik geçirdikten sonra
önüne çıkan ilk kişiyle olmasa da birisiyle –evet sıradan biri- evlenmiş Ece.
Çok kıskanç bir eşi varmış.
Camdan şatoya simsiyah film çektirmiş kimse içeriyi
göremesin diye.
Her yerde eşini görmek istediği için de iç duvarları
sırlatmış.
Sırlı cam ayna olmuş yani.
Gel zaman git zaman Ece Yaren bütün duvarlarda kendini
görmekten çok sıkılmış.
Her gün aynada bir kusurunu görüyor, akşama kadar onun
derdiyle dertleniyormuş.
Her gün aynada bir kusurunu görüyor, akşama kadar onun
derdiyle dertleniyormuş.
Eşinin günden güne Ece Yaren’in cismine olan sevgisi
artarken pencereleri açmak onun da aklına gelmemiş.
Bu kedere bir çözüm bulmalı demiş evin kedisi sonsuz uykusundan uyanırken.
ve başlamış mırlamaya.
Mırmır'ın derdini çok geçmeden anlamış genç çift.
dışarı çıkartmışlar onu beraber.
kedicik işini görürken Ece de 41 gün sonra dışarı çıkmanın verdiği heyecanla etrafa bakmaya ve güllere dokunmaya başlamış.
fakat mukadderat..
uzun zaman güneş görmeyen gözleri, güneş ışığından hemen etkilenmiş ve kör olmuş.
temiz hava ciğerlerini çok geçmeden iflas ettirmiş.
ve bir takım talihsiz olaylar silsilesi daha yaşandıktan sonra
Ece'nin son sözleri şu olmuş:
'kedi aklı.'
-
ve Ece'nin radyosundan şu şarkı duyulmuş.
mfö-bu aşk olur mu
-
kıssadan hisse:
insan insanın aynasıdır.
+
karşımızdaki insanı korumak kollamak tapmak yerine tanımaya çalışalım.
:)) bu ne zamanın hikayesiydi acaba.. :) rumeysanın masallarından sanırım. gerçi imla falan fena değil :D
21.05.13- müş tarih. yani 1.nişanımdan az biraz önce.
2.5 yılda ne az yol kat etmişim. 1 kedim bile yok mesela :D
:)) bu ne zamanın hikayesiydi acaba.. :) rumeysanın masallarından sanırım. gerçi imla falan fena değil :D
21.05.13- müş tarih. yani 1.nişanımdan az biraz önce.
2.5 yılda ne az yol kat etmişim. 1 kedim bile yok mesela :D
Ben çok beğendim.
YanıtlaSilhttp://www.youtube.com/watch?v=5kw2kbG6J1Y
yazık olmuş Ece Yaren'e.Ama onunda suçu var.Keşke biraz dışarılara çıksaymış.Ama adam daha suçlu tabikiyide.
Kw.
:) sen beğendiysen olmuşturr!
YanıtlaSilbütün hikayelerin sonunda kız ölür bilirsin.. ;) ne yapalım