Âyetler
- Âl-i İmrân 31. (Ey Resûlüm!) De ki: “Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayan ve merhamet edendir.”
(Âyet-i kerîmede Allah’ı tanımak ve bilmekten değil, O’nu sevmekten söz edilmektedir. Çünkü samimi sevgide, münâfıklık olmayıp yakın ilgi, alâka ve bağlılık vardır. Bundan dolayı bir şeye ne kadar ilgi ve alâka gösteriliyorsa, ona olan sevgi de o ölçüde demektir. Allah’ı sevmenin ölçüsü de O’nun emirlerini içtenlikle sevmek, yakın ilgiyle onları yerine getirmek, Resûlü’ne/onun sünnetine uymak ve onun prensiplerini örnek almaktır. İşte buna karşılık da yüce Allah, bizi seveceğini ve mağfiret edeceğini vaadetmektedir.) [bk. 3/164; 4/80; 7/158; 24/63; 33/21. Ayrıca Hz. Peygamber’in emrine aykırı davrananlar için bk. 4/14; 24/63; 33/36]
- Mâide 54. Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, o zaman Allah, (sizin yerinize) kendisinin onları, onların da kendisini sevdiği, mü’minlere karşı gayet alçak gönüllü/yumuşak, kâfirlere karşı da oldukça onurlu ve sert bir toplum getirir ki onlar (her türlü gücüyle) Allah yolunda cihad ederler, hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu Allah’ın lütfudur ki onu dilediğine verir. Allah lütfu geniş olandır, (her şeyi) bilendir. [bk. 6/89]
(İslâm’ı küçümseyip hükümlerini beğenmeyenler ve onlara göre yaşamaktan utananlar, dinden çıkmış veya sapmış kimselerdir. Buna karşılık Allah, İslâm milletleri arasında İslâm’ı hâkim kılmada liderlik ve hâkimiyeti, İslâm’a gönül veren, ona sahip çıkan ve ona hizmet eden milletin eline geçirir ve bu şekilde Allah’ın sünneti devam eder.) [bk. 2/217]
Hadisler
- Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur” dedi:
“Her kim bir dostuma düşmanlık ederse, ben ona karşı harb ilân ederim. Kulum, kendisine emrettiğim farzlardan, bence daha sevimli herhangi bir şeyle bana yakınlık sağlayamaz. Kulum bana (farzlara ilâveten işlediği) nâfile ibadetlerle durmadan yaklaşır; nihâyet ben onu severim. Kulumu sevince de (âdeta) ben onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum. Benden ne isterse, onu mutlaka veririm, bana sığınırsa, onu korurum.”
Buhârî, Rikak 38
Demek ki, farzlar ve nafilelere devam etmek, Allah'ın kulunu sevmesine işaretmiş.
Allah bir kulunu sevdiği zaman da her işinde sevgisinin ve yardımının tesiri görülürmüş.
Allah beni seviyor :) Siz de öyle düşünün bence... ;)
- Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Allah Teâlâ bir kulu sevdiği zaman Cebrâil’e:
“Allah filanı seviyor, onu sen de sev!” diye emreder. Cebrâil de o kulu sever, sonra gök halkına:
- Allah filanı gerçekten seviyor; onu siz de seviniz! diye hitâbeder.
Göktekiler de o kimseyi severler. Sonra da yeryüzündekilerin gönlünde o kimseye karşı bir sevgi uyanır.
Buhârî, Bedü’l-halk 6, Edeb 41, Tevhîd 33; Müslim, Birr 157. Ayrıca bk. Tirmizî, Tefsîru sûre (19),7
Bunun üzerine benim zaman zaman aklıma gelen bir soruyu hocaya (daha sonra kelam hocasına da) sordum. 'Meleklere neden inanıyoruz?'
Amentüde
kitapların, peygamberlerin yanında zikredildiğine göre meleklere iman etmemiz
gerekiyor. Aldığım cevaplar şu şekilde oldu: Melekler aslında hadiste de zikr
edildiği üzere, gökyüzüne ait, semavi varlıklar. Aynı zamanda bize vahyi
getiren, bir nevi gökyüzü ile yeryüzü arasındaki bağlantıyı sağlayan da bir
melek: Cebrail. Sanıyorum ki, resmin bütününü anlamamıza yardımcı olduğu için meleklere de inanıyoruz.
Hadisin
açıklamalarında şu şekilde geçiyor: Aslında Allah'u Teala bir kulunu
sevdikten sonra melekler ve insanların onu sevip sevmemesi hiç önemli değildir.
Fakat bu Allah'ın o kula bir lütfu, ikramıdır.
Meryem Suresi'nde de geçiyormuş:
Meryem 96. İman edip sâlih amel işleyenler
için Rahmân, (yer ve göktekiler nezdinde, gönüllerde) bir sevgi yaratacaktır.
Tasavvufta da mürşid-i kamillerin en büyük, belki de tek görevi olarak söylenir bu. 'Kulu Allah'a sevdirmek, Allah'ı da kula sevdirmek.' Tabii bu başka yerlere de gidiyor. Onu da sonra konuşuruz.
(Kelam hocasıyla olanları vs annemle konuştuk. Her zamanki gibi güldü, sonra ben de melekleri merak ediyorum, sen araştır bana anlat dedi. Şaka yapıyor sandım, değilmiş :) Benden evvel annem daha teferruatlı malumatı bulur annem muhtemelen...)
(Kelam hocasıyla olanları vs annemle konuştuk. Her zamanki gibi güldü, sonra ben de melekleri merak ediyorum, sen araştır bana anlat dedi. Şaka yapıyor sandım, değilmiş :) Benden evvel annem daha teferruatlı malumatı bulur annem muhtemelen...)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
aman tadımız bozulmasın