17 Ekim 2012 Çarşamba

Sonu gelmeyen güzelliklerden biri de deniz bence.

Yüzersin , yüzersin ama hiç bitmez. Hep keşfedilmeyi bekler.

Küçükken dalgaları seyretmek çok zevkliydi deniz kenarından.

Denizin dengesini bozuyor gibi görünse de, bir dalga kıyıya vurduğunda deniz huzura kavuşur ve ardından yeni bir dalga daha doğar, sağ salim kıyıya vurur.

Sonra yeniden bir tane daha. Bitmez tükenmez bir devinim hali.

Tabii bu durum denizin içine girince bambaşka bir hal alır.

Sen dengeni kurmak için çabalarsın ama buna gerek yoktur aslında, deniz bu, sarar seni ama sıkmaz, boğmaz.

Eğer dalgaların dengesini bozmaya çalışmazsan, o dinginliğe müdahale etmezsen seni ferahlatır ve el üstünde taşır.

Onun içinde kaybolmuş gibi hissetsen de bütün güzelliklerini senin ayaklarının altına sermiştir ve istersen sana sonsuzluğunu bahş eder.

Dilediğin kadar yüzebilirsin, ya da usul usul sığ sularda gezinirsin. O zaman da ayaklarını yerden keser, artık bastığın yer sert ve seni zorlayan bir zemin değil, kuşatıcı, şefkatli bir boşluktur.

1 eylül.

Denizin davetine icabet etmedin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

aman tadımız bozulmasın